18 Ocak 2012 Çarşamba

Yine Yeni Baştan....

     İtiraf günündeyim besbelli... Ruhumdan ürkmeden çekinmeden incinme incitme kaygısı gütmeden sıralayıverecek gibiyim, ah bu kendime dönüşlerim yok mu :) Hayat tam bitti, herşey yokolmak üzere derken, tüm bencillik vari zorunluluklarımdan ve umutsuzluklarımdan doğan cıvıl cıvıl umutlar...
     Çok uzun zamandır tutulup kaldığımdan geçmişten ve aşka dair geçmişteki o çok güzel yargı ve hayallerimden ayrılıyorum artık...Acı çekmeden, ardıma dönüp bakmadan, kendimi kandırmadan gidiyorum. Ve artık o çok yaşanası sonsuz aşkın olmadığını  samimiyetle kabul ediyorum ...İşin ilginç yanı ilk defa yazarken ağlamıyorum. İnsan sever, çok kez , aşık olur. Aşık olmak istediği profile en yakın olana her defasında aşık olur , yeter ki kişi o profile benzesin...
    Bu güzel bir şey...Rahatçaterk edebiliriz ve rahatça terk edilebiliriz... Ayrılıklar hayatları kolaylaştırır geriye sadece kendi aşkımızı ve aşıklığımızı tatmin edecek aşk sözcükleri kalır; onları da br öncekinden daha güzel ve tatlı bir hatun alır götürür...
     Ah bilmez miyim :) Artık geçmişte olan tatlı tatsız herşey, siz boşlukta bensiz sahipsiz anılar olmaktan öteye gidemeyeceksizni..Yazık da diyemiyorum, yazık... Yeni başlangıçlar, gerçeklikler sizler kalın hep benle hep böyle :) Bir kaç yıl daha en azından; sonrasında bağlasan durmam misali:)


Kahve Kokusu :)


Bugün durdum, düne baktım...Ellerim terledi birden kıpkırmızı kesildi hafiften tombikleşmiş yanaklarım...Bir de gözlerim doldu gerek yok fazla söze...Ben dünde, bizler dünlerde ne kadar özgür, ne kadar mutlu ve ne kadar umuda gebeymişiz...Gözlerimde canlanan ışıl ışıl bir sahil ve burnumda o hep içilen kahvenin kokusu. Bir gün olsa deriz ya hep, hani bir gün olsa yeniden başlamaya dair bir şans olsa... Hep deriz...Ben o günün kahve içerken başlayan bir pazar olmasını isterim. Ellerimin sıcaklığının gerçek, kalp atışlarımın umarsız ve dokunuşların en samimi ve şefkat dolu olanlarından olmasını isterim. Ya siz? Kırılmayan tırnaklarımı karnavala çeviren fuşya oje ile tezat donuk bakışlarım belki ama o donuk bakışlar değilmi şu köpüklü kahveye doğuran tebessümü...Afiyet olsun...

15 Aralık 2011 Perşembe

iyi gün dostları siz şöyle bir durun :):):)

Herkesi seviyorum, herşeyi, dünyayı hatta evreni, canlı-cansız tüm varoluşları ....benim doğrularıma ve keyfime paralel gittikleri sürece herşey herkes hayat çok güzel be ..... ama o da nesi o sevdiğim zamazingolardan bir tanesi gak guk mu dedi; allah belasını versin ya zaten ondan adam olmaz...haksızzzz, yanlışşşş, ne mi diyor ayol düşünmeme ne gerek var doğrusu bende doğuştan kayıtlı. Allah sağolsun yaratırken bir bana beyin ve doğrular lütfetmiş, benimkinden başka bir düşünce olması; hele ki benim düşüncesizlik etmem imkansız.... ha edersem de düşüncesizlik ne önemi var canım; karşımdaki düşünülmeye değermiş gibi siz de:)
ya bak dedim ya seviyorum sizi, çıkmayın yoluma... ben allı pullu severim, şefkatim, duyarlılığım bitmez tükenmez ki kendimi de sevebiliyor olamk açısından tatmin edeyim değil mi...yoksa sizin sevilip sevilmemeniz mutlu huzurlu haliniz de pek derdim değil... en önemli ve en doğru bensem, sizi sevmekten de kendime ruhsal bir pay almak hakkım, hem de büyükçe bir pay... yeter sizin için kurduğum cümleler; bak yine bana zıt bir şey söyledin gerizekalı, aptal değmezmiş ...

26 Kasım 2011 Cumartesi

nereye???

  kalkan trenin ardından sorulur mu bu soru?

29 Ekim 2011 Cumartesi

İçimden Bir Tren Çoktan Kalktı Bile...

göz göre göre kaybetmeye...

Bugün...

Bugün hayallerim içinde güzel bir gün...Gözlerimi kapatıp yaşadığım gerçeklerden uzakta her an yanımda olan güzelliklerimin içinden bir güzel gün...Bugün bana bir şeyler lazım...Cidden bugün bana ne lazım?

BUGÜN BANA :
1. Bol kahkahalı bir nargile sohbeti
2. Masumane dedikodulu bir kahve muhabbeti
3. Serin havada sararmış yaprakların üzerinde yapılacak yürüyüşe bir sevgili
4. Balkonumdan seyrederken kahverengi manzarayı omuzumdan sarılacak bir kol
5.  Şefkatle çalacak bir telefon
6. Heyecan ve merakla yapılan bir İstanbul gezisi planı
7. Kahkahalarla izlencek bir Recep İvedik filmi
8. Cepten çıkan süpriz bir çikolata (bitter tabiki)
9. Aşkla bakan bir çift göz
10. Bir bardak soğuk su lazım :)

























19 Ekim 2011 Çarşamba

Ne Yapsak Ne Yapsak, Kendimize Gelsek Ayılsak :)

      Cidden ya ne yapmalı da şöyle bir silkinip atmalı bu yabancı şehrin rehavetini üzerinden...Hmmm düşünelim bakalım...
      İşe öncelikle çok düşünmeyi bırakarak başlayalım; buralarda düşünce havadaki karbondioksit oranına ters orantılı olduğundan fazlası zarar :) Efendim akabinde, mide bulantılarımza bir son vermek adına şu evde tıkınmalara paydos desek.(Bu pek de işime gelemdi ama ne yaparsın ) 
     Her derde deva 2 şey: Spor ve İş...İş halihazıda mevcut hayatımızda...Ama spora acilen açmalı hayatımızın kapılarını...Peki ne yapmalıyım spor adına? Seçenekleri bir oluşturalım. Öncelikle yürüyüş ve koşu olmaz, çünkü ben sıkılır takılacak bir yer bulur salarım işi, biliyorum. Spor salonlarında kadın seansları şeklinde yapılan aerobik de pek açmaz beni...Geriye kalanlar pilates ve sevdiğim tek top oyunu tennis:) Tenis oynamak isterim ancak o kadar formsuzum ki anlayacağınız kondüsyon dibe vurmuş...Pilates kesinlikle biz bayanların kendimize yapacağımız en önemli ve etkin yatırımlardan birisi...Gelecekteki ben için bugünden güzellik parsellemek :) Olabilir, okulda arkadaşlarımın da devam ettikleri bir pilates seansı var:)
     Tamam eğlenceye kapak attık. Cuma günleri öğle araları okul bahçesinde, öğretmenler arası oynanan badminton ve tenis maçlarının bir süre daha müdavimlerindenim anlaşılan. Bayram dönüşü ise hep ertelediğim tenis derslerine başlayacağım....
Ooooo, süper oldu cidden. İş tamam, hareket tamam şimdi bereketi bekliyoruz....:)